ATÖLYE & İNZİVALAR


SIK SORULAN SORULAR

GERİ BİLDİRİMLER


Tüm yorumlar

MERYEM'DEN MEKTUPLAR

Ya Dost;

Zihninin en uzak ve karanlıklarına terk ettiğin,

Dışsallaştırdığın İlahi Sevgili,

Ete kemiğe bürünmüş, "yar" diye "yaren" diye görünmüştür oysa.

O'ndan gelen el'dir kim bilir kaç kez dokunduğun,

Sırrı Sükûtta; elin ele, elin Hak'ka davetidir oysa.

O'ndan gelen nazardır kim bilir, baktığın nice gözler,

Sırrı Hûbyar'da; gönlün gönüle, gönlün Hak'ka davetidir oysa.

O'ndan gelen sestir kim bilir, hep işittiğin

Sırrı Vedud'da; zikrin zikre, zikrin Hak'ka davetidir oysa.

O'ndan gelen tatdır kim bilir, dudaklarından içe dolan,

Sırrı Nektar'da zevkin zevke, zevkin Hak'ka davetidir oysa.

O'ndan gelen rayihadır kim bilir, semaya yayılan

Sırrı Oudh'da vecdin vecde, vecdin Hak'ka davetidir oysa 

Sonsuz Rahmet, İhsan, Nimet ve Fazilete açılmanın yolu

seni nasıl seveceklerini kontrol etmekten vazgeçip

hayata ve ilişkili olan her şeye

"beni nasıl istersen öyle sev"

diyebilmektir.

Bu, sevgiye verilen özgürlüktür.

Bu, sevgi anlayışının tümüyle dönüşmesini sağlayan

"cûr'etkar" bir seçimdir.

Gerçek Aşkın vücud bulmuş halidir Kutsal İzdivaç. Tam ve kusursuz bir doyum getirir. Kutsal İzdivaç alanına dahil olan çiftler birbiri ile dengeli olarak yücelir.

Mülkiyet – Sahip olma algısını, Emanete yani Sahip çıkmaya dönüştürmüş olma halidir. Bu izdivaçta uyum; mental, duygusal, fiziksel ve ruhsal olmak üzere tam ve bütündür. Birbirini beslemeye yönelik bu kutsal alana uyanan çiftler için Aşk’ta gerçek bir cennet deneyimi söz konusudur. İfade bulmadığı için ertelenmiş ve bu yüzden birikmiş toksik enerjiler bulunmaz. Her an tertemiz ve arı olarak, ertelenmeden hakkı ile deneyimlenir. Kutsal İzdivaç bir bilinç halidir ve bu bilince ermiş olmak sağlam bir kararlılık gerektirir. Sonradan geliştirilmiş tüm yapay benliklerin terkine niyet ile mümkündür. İzdivacın doğası ve hakikatindeki sırrı, eşzamanlılıktır. Uyum yasası, zamanda eş olma halidir. Zaman içindeki seyir ise bu sanatın ustalığıdır.

Değer bilmekle, değer vermek arasında çok önemli bir fark vardır. Değer verdiğin şeyi büyütür, beslersin ve sonra kaybetme korkusu ile ona sımsıkı yapışırsın. Bu tutsaklıktır. Kendi değerinden şüphe ettiğin için yaptığın bir yatırımdır.

Değerini bildiğinde ise, değerin emanet bilgisine açılır, sahip çıkar, bildiğin o değeri gözetip, sakınırsın. Bu özgürlüktür. Ne kendi değerinden, ne de yaratılmışların değerinden şüpheye düşmezsin. Değer bilgisinin netliği kesintisiz şükür halidir.

HABERDAR OL

Etkinliklerden ve son yazılardan haberdar olun.

@